Türkiye’de çay olmadan kahvaltılar, sosyal toplantılar, iş toplantıları, iş müzakereleri veya Boğaz’da vapur gezileri hayal etmek zor. Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, parklarda çay servis edenlerin  “ÇAY!” dekdiklerini her zaman duyabilirsin. 2016 yılı verilerine göre kişi başı ortalama yıllık 3.16 kg çay tüketim ile Türkiye, Dünya üzerinde en çok çay içen ülkedir. Bu nedenle çay, günümüzde Türk sosyal hayatının temel kültürlerinden biridir.

Dünyadaki çay içimi ve kültürü geçmişinin aksiye çay ülkemizde çok eski bir geçmişe dayanmamaktadır. Türkiye’de çay tüketimi 400 yıl öncesine kadar dayandığı söylense de aslında gerçek anlamda Türkiye’nin çay ile tanışması 19. Yüzyılın başlarında olmuştur (1). 1500’lü yıllarda İpek Yolu ticaretinin bir parçası olarak Türkiye’den çay geçmesine rağmen, yaklaşık dört yüzyıl sonrasına kadar çay, günlük hayatın bir parçası olmaya başlamamıştı. 1878’de o zamanki Adana Valisi Mehmet İzzet, çay içmenin sağlığa faydalarını anlatan Çay Risalesi’ni (Çay Broşürü) yayınladı. Bu dönemde kahve hala tercih edilen sıcak içecek olsa da, İstanbul’un Sultanahmet semtinde çay evlerinin açılmasıyla çay tüketimi yaygınlaşmaya başladı. Çayın kahveye nazaran daha uygun ve hazırlanması daha kolay olması sebebiyle kısa sürede yaygınlaşmış ve toplumun en çok sevdiği içecek haline gelmiştir.

Bir diğer sosyal çay içme mekanı olan çay bahçeleri, 1950’li yıllarda özellikle İstanbul’da popülerlik kazanmış ve ailelerin sosyal geziler için gittikleri yerler olmuştur. Türk çay bahçeleri, öğrencilerden işadamlarına, emeklilere ve yabancılara kadar çeşitli gruplar arasında koşuşturan çocuklar, müzik çalan ve canlı sohbetlerin olduğu sosyal aktivite merkezleridir. Çay, Türkiye’deki birçok sosyal olayın bağlantı noktasında yer almaktadır. Kırsal kesimde gelin hamamında (Türk hamamında gelin duşu) gelin ve arkadaşları için semaver çay ve hamur işleri bulunur. Çay saati o kadar önemlidir ki, tatlı ve tuzlu hamur işleri ve günün bu saatinde servis edilebilecek hafif yiyecekler konusuna ayrılmış ondan fazla yemek kitabı vardır.

Türk usulü yani Doğu Karadeniz siyah çayı, toz kavrulmuş siyah çayın sıcak su ile demlenerek ince belli cam bardaklarda servis edilir. Çay demlenirken demlik veya semaver kullanılır. Çayın ikramında ise; bardaktaki yoğunluğunu belirten ise “açık çay” ve “koyu çay” ifadeleri kullanılır. Az çay demi ile servis edilen açık çay, yoğun dem ile servis edilen çaya ise koyu çay denir. İdeal çay ise kırmızı-bordo renklerinde görünen “tavşan kanı” olarak tabir edilir. Genellikle çocukların içebilmesiiçin hazırlanan “paşa çayı” ise sıcak olarak bardağa dökülmüş çayın üzerine soğuk su eklenmesiyle olur.

Ülkemizde, nereye gidilirse gidilsin çay ikram edilmesi bir gelenek haline gelmiştir. Misafirliğe gidileceği zaman “çayı koy, geliyorum” ifadeleri sıkça kullanılmaktadır. Çay ikramında bazı yöresel farklılıklar bulunmaktadır. Bazı bölgelerde çay bardağında mutlaka dudak payı denilen bir miktar boşluk bırakılır. Bazı bölgelerde ise çay yanında verilen şeker ile kıtlama biçiminde içilir. Türkiye’de genellikle evlerde veya restoranlar yemekten sonra istenmese bile çay ikram edilir. Bu durum daha çok geleneksel restoranlarda görülmektedir. İkram edilen çaydan sonra çay istemeseniz dahi çayınız genellikle tazelenir. Daha fazla çay içmek istemediğinizde ise çay kaşığı son içilen bardağın üzerine konulur.

Çay kültürü, paylaşımın, misafirperverliğin sembolik bir aracı haline gelerek günlük yaşantımızın bir parçası olmuştur. 

Kaynaklar:

  1. GÜNEŞ, Y. D. Türk Çay Kültürü ve Ürünleri.
  2. http://www.teainturkey.com/The_Book.html

Bir cevap yazın